BÖLÜNME
2/10/2009
Akıl tutulması ve şaşı bir mantıkla herkes menfaati için kutsadığı hedeflere orta çağ vicdanı ile saldırıyor.
Din ve Millet fetişizmi Makyavelist hırslarla yüreği ve küçücük beyni kavrulan kapasitesiz herkesi rehin alıyor.
Bugünlerde bölünmenin üçüncü evresindeyiz!
Yani taraflar;
Pazarlık gücünü arttırmak için olmadık yaptırım ve taleplerde bulunuyor.
Dördüncü aşama, tarafların daha sert bir tutum izlemeleri ile devam eder...
Yedi aşamalıdır.
Altıncı aşamada taraflar birbirini yok etmeye hazır hale gelir...
Son aşamada iki tarafta çöker ve imha olur.
İşin en enteresan yanı ise on yıllar sonra insanlar,
hala birilerinin peşinde sosyal hakların, eşitliğin ve ekonomik kalkınmanın mücadelsini verir...
Çünkü üçüncü aşamadan sonra taraflar birbirine kin beslemektedir ve esas sorunun ne olduğunu kimse bilmemektedir...
Bu kısır döngü binlerce yıldır yaşanmaktadır,
Hep beraber yine yaşayacağız, bari cahilce yaşamayalım...
Akıl tutulması yaşayan herkesi güler yüzle ve kahin gibi karşılayalım...
YOK OLACAKSIN!
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
TBMM açılıyor !
30/9/2009
Vatan topraklarını peşkeş çekmeyi,
İnançlı insanların Dini duygularının sömürülerek,
Paralarının alınmasını,
Bu paraların emperyalistlerin sömürge politikası için kullanılmasını,
Kardeşi kardeşe düşman göstererek olmayan bir sorunu var gibi gösterip,
Kürt kökenli vatandaşlara 1984 den beri kan kusturan Terör örgütünü,
Halk için mücadele edenler diye gösterilmesini,
Yutmayız!
Yutmayacağız!
Hükümetin elle tutulur yanı kalmamıştır.
AKe Partili Milletvekillerinden
Vatan sevdalısı
İnançlı
Doğruluğundan ve dürüstlüğünden şüphe etmediğimiz,
Çooook kişi var.
O Vatan evlatlarına sözüm
Susmayın sustukça sıra size de gelecek
Bu Millet esaret altında yaşamamıştır
Sizlerde esaret altında yaşamak zorunda değilsiniz
Kırın zincirleri
Söyleyin gerçekleri
Milletinize sahip çıkınız
Bu Millet sizi Emperyalist uşaklarına yem yapmaz
Dün olduğu gibi bugünde size sahip çıkacaktır.
Ülkem hedefi, Dünya üzerindeki tüm ülkelere eşit mesafede bir dış politika;
Tüm vatandaşlarına eşit mesafede bir iç politika uygulamaktır.
Bunun adı "yurtta sulh, Cihanda sulh" öğretisidir.
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Falcı !!!
7/6/2009
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Der ki;
“Siz bizim niyetimizi nereden biliyorsunuz? Yaptıkları siyaset değil, falcılık.”
Sayın Başbakanım,
Niyetinizi açıkça söylerseniz,
bu milletin seçtiği mecliste gurubu bulunan ikinci Parti Başkanı da falcılık yapmak zorunda kalmaz.
Bu mayın işi İsrailli bir firmaya verilirse, CHP gelecekten haberdar demektir, benden söylemesi…
Bir Ülkenin Başbakanı, Kavga gürültü bir tasarı geçirmeye çalışıyor Meclisten,
Üstelik kendi partisinin Milletvekillerini tehdit ederek,
Milli İradeyi, tehdit ve Şantaj yoluyla söylediğini yapmaya zorlayan bir başbakanımız var !!!
Cumhuriyetimizin, geçmiş 80 yılına faşizan diyenlere ÖRNEKTİR !!!
Neyse,
Tasarı meclisten geçti,
Şimdi de Sayın Başbakan Milletin karşısına geçmiş,
GÜLÜYOR…
Siz diyor benim niyetimi nereden biliyorsunuz ???????
Vay anasını…
Demek ki;
Türkiye Büyük Millet Meclisinden “topraklarımızın peşkeş çekilebileceği bir yasa tasarısı” geçmiş,
Bu tasarı ile ilgili Millet
‘Bİ HABER !!!’
Zaten, Milletin bilmesine gerek yok…
Vay anasını !!!!
Yorum (12) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Dediğim Dedik!
7/6/2009
“Dediğim Dedik, ben ne dersem o olacak”,
“BİAT EDİN, BİAT EDİN!”
Diye ortalıkta dolaşan bir zihniyet…
Cemaat zihniyeti bunun adı!
Küreselleşmeyi sadece bu cemaat doğru algılamış,
Yaptığı icraatları yandaşlar bile yanlış buluyor,
Yandaşa gidip; “yok siz anlamazsınız, bu doğrudur” diyorlar.
Düşünsenize;
Allah’ın
“Biz anlayasınız diye kendi dilinizde, örneklerle açıklayarak gönderdik”
Dediği Kur-an’ı bile,
Siz anlayamazsınız, ben sizin anlayacağınız şekilde yeniden yorumladım diyen,
bir sürü günahkarın, Allah’ın kelamına karşı gelenin peşinde koşan, dini bütün inançlı insanlara,
Cahil muamelesini hak gören bir cemaat anlayışı…
Kendisine BİAT etmeyenleri kıblesiz gören, Kıblesi para olan bir cemaatten bahsediyoruz.
Bu cemaatte adım atmak para beyler,
İnanmayan denesin…
İnsanlara kulağı çekilmesi gereken haylazlar olarak muamele ediyorlar,
Kendilerine muhalefet edenlerin sonsuza kadar susturulmasına DEMOKRASİ diyorlar.
Ülkenin bölünmesine; KÜRESELLEŞME,
Ülkem varlıklarının Yabancı Devletlere peşkeş çekilmesine AVRUPALILAŞMA,
Güneydoğu da İsrail’in mal varlığını yükseltip,
Kürt kökenli vatandaşları açlık ve yoksulluk ile batı bölgelere göç etmek zorunda bırakarak,
Kürt sorununa Ekonomik ve Sosyal çözüm ürettiklerini söylüyorlar.
TSK yı, Bölücü Terör Örgütü PKK ya karşı örgüt kurmakla suçluyorlar.
PKK’lı teröristleri Uluslararası İnsan hakları komisyon kararına göre öldürmek suçmuş,
Teröristin öldürdüğü masum insanlar; mukadderatmış BEYLER, BAYANLAR!
Mayın tasarısı Meclis de görüşülüyordu;
Yandaş Medya Türban meselesini yeniden pişirmeye başladı,
Gündemi değiştirme telaşıyla…
Sayın Başbakan kendi partisinin basına kapalı Gurup toplantısında,
Esti gürledi, tehditler savurdu,
Kendi değimi ile; ‘Milli İradeyi’ dediğine getirdi.
Anlamadığım Temmuz tatili tehdidinin bu kadar etkili olması!!!!
Mayın tasarısı Meclisten geçti.
Hemen beklenen Ekonomik Paket ile gündem değiştirme mücadelesine devam,
Ergenekon tutuklamaları zaten bekleniyordu,
Son zamanlarda gündem değiştirmek için en iyi yol, yeni tutuklamalar.
Bu arada Deniz fenerinde 36 ay sonra bir gelişme oldu,
Alman Mahkemelerinin 14 ay önce yaptığı Mallara tedbir talebi yerine getirildi,
14 ay sonra, mayın tasarısının Meclisten geçtiği gün ?????????????????
AKe Parti İktidara,
bu HARRAN ( HARUN )’ un İsrail’e peşkeş çekilmesini sağlaması maksadıyla getirildiğini düşünüyorum.
Mayın tasarısı, AKe Partinin kuruluşunun birinci yılında nasıl iktidar olduğu sorusunun cevabı gibi geliyor.
Bir tarafta Temmuz tatilini çalışarak geçirmek istemeyen MİLLİ İRADE
Diğer tarafta 2 yıldır tutuklu bulunduğu ceza evinde,
Suçunu dahi bilmeden yargılanmayı bekleyen;
Milli iradeyi
İsrail’e,
Pardon Ake Partiye karşı kışkırttığı düşünülen İnsanlar…
Değişiyoruz,
Doğru…
Sonradan Müslüman olan Yahudileri tartışarak başladık,
Yıl 2004,
Yanlış dı ???
Tekrar YAHUDİ OLMALIYDILAR,
Oldular.
AKe Parti politikaları onları aslına döndürdü…
Şimdi sonradan YAHUDİ olan Müslümanlar türedi…
Değişiyoruz,
Türklüğümüzden vazgeçirildik,
Dinimizden soğutulduk,
Benliğimizi kaybediyor,
Yahudileşiyoruz,
Yaşa Var Ol Sen Ilımlı İslam
Ne Mutlu ILIMLI MÜSLÜMANIM diyene!
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Civcivleri yemlemeyi Bırakın, Bana Ülkeme ne yaptığınızı anlatın
3/6/2009
Kemalistler şöyle...
Ulusalcılar böyle...
Civcivleri yemleyin...
Beyinleri sulayın...
Darbeci Statükocular...
eeeeeeeeeeeeeeeeeeee
Sonuç
Sonuç yok
Elle tutulur gözle görülür bir
VATANPERVER karar YOOOOOK!!!
Andersenden masal anlatan Başbakan
Ona buna Kafa tutan
Külhanbeyi Başbakan yardımcısı...
Vatanı sattıklarını düşünüyorum...
Şimdi duyar gibiyim Başbakan
Kafamın içi hakkında yorum yapıyordur.
sayın başbakan benim kafamın içini bırak da
Sen kendi kafanın içndekini şu Millete anlat;
hala kimse bilmiyor,
Başbakan Bölücü terör örgütü meselesini nasıl çözecek,
Mayınlı arazi neden bu kadar önemli,
Sen bu Milletin Başbakanı olarak
Adam gibi çıkıp Milletin karşısına anlattın mı?
HAYIR!
Başbakan Civcivlerin yemi ile uğraşmaz,
Dürüstçe çıkar, Millete anlatır,
Kapalı kapılar arkasında
KOCA Milletin VEKİLİNE,
Zorla söylediklerimi yapacaksınız demez.
İkna eder,
İnandırır,
Demokratik olarak bir oy hakkı vardır gider kullanır,
Başbakan yardımcısı çıkıp anlatsın bakalım,
Deniz Feneri neymiş ne değilmiş....
Herkese laf yetiştirmeyi bırakın,
BANA Ülkeme ne yaptığınızı anlatın...
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DİNAMİKO
3/6/2009
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Bu Cumhuriyeti Kuran Türk Milleti,
Hiçbir zaman statik kalmamıştır.
Sürekli yenilenmiş, sürekli değişim yaşamıştır.
Hani derler ya
“Yazlık ev- Kışlık ev Kültürü sadece Türkiye de var”
Bu milletin STATÜKOCU olmadığının en güzel göstergesi…
‘Sürekli değişim ve sürekli yenilik’
Başlangıçta Mehmet Ali TALAT çıktı STATÜKOCULARA karşı hareket başlattı.
Anladık ki Kıbrıslı Türkleri Rumlara peşkeş çekmek Dinamiko oluyormuş…
Sonra AKePe
Yaptıkları bir değişimdi ve bu milletin genetiğine uyuyordu.
Gel gelelim
Dinamiko
Vatan-Namus-İnanç konularında
Vurdumduymazlık istiyordu.
Liderin her söylediği kabul görmeliydi.
“Bize bu işler ters kardeşim,”
Bu millet her zaman değişim ve yenilik içerisinde olmuştur.
Slogan ve başlangıç olarak bu felsefe doğrudur.
Ama bu millet zekidir, bu millet çalışkandır…
Vatan topraklarını Yahudilere peşkeş çekmeye,
İnançlı insanların Dini duygularının sömürülerek,
Paralarının alınmasına,
Bu paraların emperyalistlerin sömürge politikası için kullanılmasına,
Kardeşi kardeşe düşman göstererek olmayan bir sorunu var gibi gösterip,
Kürt kökenli vatandaşlara 1984 den beri kan kusturan Terör örgütünü,
Halk için mücadele edenler diye gösterilmesine,
DİNAMİKO derseniz
Yutmayız!
Yutmayacağız!
Hükümetin elle tutulur yanı kalmamıştır.
AKePe li Milletvekillerinden
Vatan sevdalısı
İnançlı
Doğruluğundan ve dürüstlüğünden şüphe etmediğimiz,
Çooook kişi var.
O Vatan evlatlarına sözüm
Susmayın sustukça sıra size de gelecek
Bu Millet esaret altında yaşamamıştır
Sizlerde esaret altında yaşamak zorunda değilsiniz
Kırın zincirleri
Söyleyin gerçekleri
Milletinize sahip çıkınız
Bu Millet sizi Emperyalist uşaklarına yem yapmaz
Dün olduğu gibi bugünde size sahip çıkacaktır.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Herkes Kendi Günahlarından Sorumludur
3/6/2009
Seçimlere bir iki hafta kala başlatılan,
Faili meçhul ceset kazıları,
Başta BAŞBAKAN olmak üzere bir çok AKePeli 'nin seçim meydanlarında Halkı;
Yargılama süreci devam eden bir davanın, suçluluğu ispatlanmamış sanıklarına karşı kışkırtmak için kullandığı bir slogan haline geldi.
Sayın Bülent ARINÇ'ın TSK hakkında açıklamaları en güzel örnektir.
Ne çıktı o kazılardan....
Yargısız infaz yapan Sayın Başbakan,
Olmayanı var gibi göstererek, Dünyanın en büyük ordularından birini,
Bu orduya emir Komuta etmiş kişileri yok yere kararlayan Bülen ARINÇ,
Bu Ülkede, bu yaptıklarından dolayı suçlu değil mi?
Zahid AKMAN = Adalet ve Kalkınma Partisi
Zahid AKMAN = Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN
Zahid AKMAN = Bülent ARINÇ
Bir Millet hak ettiği gibi yönetilir.
Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
Bülent ARINÇ,
Dişli olayında olduğu gibi,
İstifasını isteyerek,
Bir çok yasa dışı olayı ört pas edebilir.
Benim vicdanımda
Başta kendisi olmak üzere hiç kimseyi AKLAYAMAZ
İktidar Partisine
Parti üyeleri bile AK diyemiyor...
ARTIK
Bu Ülkede hiç kimse 'AK' kelimesini
Temiz ve PAK manasında kullanmıyor!
Sayın BÜLENT arınç utanmıyor musunuz?
Hiç kimse Zahid AKMAN'ı günah keçisi ilan etmesin,
BİAT kültürünü bilenler,
Cemaat yapısının kirli yüzünü,
Günah keçileri ile temizlenemeyeceğinin farkında değiller mi?
Herkes kendi günahlarından sorumludur.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İslam Kılıncı, Bizi hep arkamızdan mı? vuracak
22/5/2009
İslamcı siyasal partilerin Demokratik platformlarda dile getirdikleri insani ve akılcı yaklaşımlar, İktidara geldiklerinde unutulmuş, söylenmemiş gibi davranılmıştır.
Örneği Ülkemizde mevcuttur.
İslamcı siyasi Partilerin seçime girmelerine izin verilen ülkelerde, seçim sonuçlarında çok iyi bir halk desteği aldıkları görülmektedir. Bu partiler şeriattan pek bahsetmezler, genel yapının insani ve ruhani açıklarını gündemde tutarak, şeriatın insani yönünü ön plana çıkarırlar. Bu açıdan bakıldığında İslamiyet gerçekten eşi benzeri olmayan bir hakkaniyet dinidir.
Gel gör ki iktidar gücü, şeriatı yorumlama şeklini değiştirmekte, haktan gelen emirlerin farklı yorumlanması ile ortaya KORKU İMPARATORLUKLARI çıkmaktadır.
Cumhuriyetin temel değerlerine saldıranlar, Ülkemde Dini ve Etnik yapıları harekete geçirdiler.
Ülkem hiçbir etnik veya dini kökene dayalı bir anlayış ile kurulmamıştır.
Bir çok dini ve etnik kökenli İnsanların,
Sınırları; dağınık ve kendi mücadelesini veren cemiyetlerin bir araya gelerek ortak kararı ile oluşmuştur.
Bu sınırlara Vatan diye sahip çıkan insanların, Özgür yaşamaları adına mücadele verilmiştir.
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte farklı dini ve etnik yapıları HAKKANİYET ile yönetmek adına İLKELER belirlenmiştir.
Bu ilkeler tanımlanırken, bu vatan için mücadele eden insanlara Türk Milleti denilmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra Demokrasinin uygulanmaya başlaması, bazı etnik ve dini grupların Devlet erkini eline geçirme heves ve arzusu Demokrasiyi sekteye uğratmıştır.
Birileri belli bir dini anlayışı Hakim kılmaya çalışmakta, Cumhuriyetin Temel Değerlerini ve Ülkemin kuruluş ilkelerini Bürokratik Oligarşi olarak görmektedir.
Bilinmelidir ki,
Cumhuriyetimizin temel değerleri ve İlkelerimiz;
Farklı din ve etnik gurupları içinde barındıran Ülkemde,
Hakkaniyetin hakim kılınabilmesi için gereklidir.
Bu temel değerleri ve ilkeleri dayatmacı bir zihniyetin ürünü olarak lanse eden, şeriat savunucuları, ülkemi kaos ortamına götürmekte ve parçalanmaya zemin hazırlamaktadırlar.
İslami partilere de, bu ideoloji ile siyaset yapanlara da karşı değilim.
Gel gör ki Devlet erkini merkezileştiren, Bürokratik oligarşi ile HAKKANİYETİ tesis edemeyen tüm yapılara kaşıyım.
Cumhuriyetimizin kurucusuna, Kuruluş felsefesine ve Temel değerlerine saldıranlar, Ülkemi bugünlere getirdiklerini unutmamalıdırlar.
Bugün belki KÜRT SORUNU adı altında yürütülen BÖLÜCÜ faaliyetler, çözüm aşamasında olduğumuzu söyleyebilir.
Ortada İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve feodal yapının baskısından kaynaklanan sorunlar var.
Yokmuş gibi davranılıyor.
Belli bir etnik gurubun kültürel hak mücadelesi gibi lanse edilen BÖLÜNME senaryosu, çözüm bekleyen en önemli sorun olarak masaya yatırılıyor.
-Bölücü terör Örgütü, bölge halkını temsil ediyor mu?
-Bu örgütü arkasına alarak siyaset yapan Parti, bölge halkını temsil ediyor mu?
-K. Irak bölgesel yönetimi, Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan insanların sorunlarını konuşabileceğimiz yetkinlikte mi?
Yukarıdaki soruların cevabı “ HAYIR “
AB açısından bölünme faydalı, Türkiye gibi büyük ve güçlü bir Ülke AB ye tam üye olursa karar mekanizmasının önemli bir aktörü olur.
Irak da ileri üslerini kuran, bir önce ki aşama üs bölgesi olarak YUNANİSTAN’A konuşlanan ABD;
Polonya’dan aldığı destek, Bulgaristan ve Romanya’nın Karadeniz desteği ile Türkiye ile boğazlar hariç fazla bir diyalogu kalmadı.
Eğer AB normları adı altında boğazlar da uluslar arası bir komisyona devredilirse,
Parçalanmış bir Türkiye ABD için gayet güzel olur.
Ermenilerin yıllardır Bölücü Terör Örgütüne verdiği destek bilinmektedir. Bu destek karşılıksız kalmayacak, Ermenilerin toprak talepleri de karşılanacaktır.
Bu arada sevr içerisinde yer alan İRAN sınırları değiştiği takdir de, sınırların yeniden belirlenmesi konusu gözden kaçmamalı…
Bölücü Terör örgütünü arkasına alan siyasi Parti,
Bölünmeyi aleni olarak talep ettiğini açıkça söylemiştir.
Hükümeti sürgünde parlamento kurmakla tehdit ederken, Bölücü Terör örgütü ile İRAN’a karşı ABD’yi destekleme sözü vermektedir.
K. Irak bölgesel yönetimi ile ABD arasında ki anlaşmayı tanımayan EK protokol talep eden siyasi Parti;
Gelecekte kurulması planlanan Kürdistan federe devletinin kuzey Kürdistan bölgesel aktörü olarak kalabilmenin mücadelesini vermektedir.
Komedi burada başlıyor;
Bölücü Terör Örgütü Ülkemi bölmeyi başardı da bu bölünme sonrası yok edileceğinden korkuyor. ( Ki yok edilecek )
“Nereme ne mücadelesi verdiklerini onlarda artık bilmiyor”
Bölücü terör Örgütünü arkasına alarak Ülkemin Demokratik ortamını kullanan Parti ise bölünme sonrası esamisinin bile okunmayacağından korktuğundan, kendisine bölgesel haklar arıyor.
Ülkem çok uzaklarda bölündü, halkım aşiret reislerinin insafına bırakıldı,
Ülkemin geri kalanı ise şeyhler şıhlar tarafından parsellendi.
Gelecekte; "İstanbul, Dini liderlerin şehri" olacak,
hiçbir ülkeye ait olmayacaktır.
Pasaportla bile almayacaklar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını asimile edecekler.
(Görülen köy klavuz istemez. )
Evet çözüm hiç bu kadar yakın olmamıştı.
AMA
Kimin çözümü,
Bizim değil ve
hiçbirimiz bu işten karlı çıkmayacağız.
İslam kılıcını alarak yola çıkanlar, bizi bir kez daha sırtımızdan vurdu.
Tarih böyle yazacak…
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Terörün Gerçek Yüzü
17/5/2009
Bu ülke, Bu Millet gördü,
Terörün gerçek yüzünü…
Bir dönem Yurt dışından Turist bile gelmedi Ülkeme,
Çünkü Ülkemde terör vardı.
Memurlar, Öğretmenler atandıkları illere gitmiyor,
gitmek istemiyordu…
Bugün,
Kendilerine yardım ve yataklık etmeyen köyleri basan, kundaktaki Bebekleri bile öldürenlerin;
Bölge halkının hakları için mücadele ettiğine,
İnanmam gerekiyor.
Terörün gerçek yüzünü acıtasyon yalanları ile gizleniyor,
Adına Kürtlerin uğradığı haksızlıklar denilen,
Demokratik açılım adı altında YALANLAR dizini…
Hatırlarım, köylerden zorla insanları alıp, dağda terörist yapıyorlardı. Bunun için uyuşturucu kullanıyor, dağda örgüte bağımlı hale getirmek için masum insanları uyuşturucu bağımlısı yapıyorlardı.
10-15 yıl kadar önce Televizyon da, teslim olan bir terörist anlatıyordu;
“Bize sarı kadın verecez dediler, kampa götürüp, silahlı eğitim verdiler”
Cahil insanlar, saçma sapan bahanelerle Terör örgütüne katılmak zorunda kalıyordu.
Çatışmalar da ölen teröristlerin arasında, ermeni-yunan-Suriyeliler dikkat çekiyordu.
Çağdaş Eğitim gerekliydi;
Ama bölücü terör örgütü, Güneydoğu da öğretmenleri katlediyordu.
Bunun adı Halkların mücadelesi diyemezsiniz,
Gerçekte bir hedefe giden yolun virajlarını alırken,
Eskiden bölücülük olarak tanımladığımız söylemler,
Demokratik özgürlüklerin dile getirilmesi adını alıyordu.
Anayasa mahkemesinde hala bekletilen dosyaları unutturdular,
Seçim öncesi yapılması gereken yargı süreçlerinin, seçim sonrasına bırakılarak Yargı süreçlerinin siyasallaşmasına tanıklık ettik,
Şimdi Bağımsız Türk Adaleti derken düşünüyor,
‘Adalet sitemine güvenmek istiyoruz’ temennileri dile getiriliyor.
Devlet Erkini elinde bulunduranlar,
Hakim Güç psikolojisinden kurtulabilseydi…
Bizimkilere sağlanan imkanlar,
eşitlik ilkesi gereği herkese sağlansaydı,
Oy kaygısı ile Kaleler inşa edilmeyip,
Oy adına HALK, rüşvet görünümlü yardımlar ile
Klasik şartlanma Eğitimine tabi tutulmasaydı,
Sorunun Ülke genelinde var olan ekonomik ve sosyal haklar sorunu olduğu, feodal yapıdan kaynaklanan baskıya Direnç olduğu görülebilseydi,
Feodal yapı oy kaygısı gütmeden yıkılabilseydi,
Bugün ayrıştırma formülleri ile kafa karışıklığı ve KAOS ortamı olmayacaktı.
Din merkezli siyaset, Etnik merkezli siyaset karşısında hezimete uğramıştır.
Ülkem, DİNİ ve ETNİK ayrımcılığın DEMOKRATİK süreçler olduğuna inandırılmaya çalışılmaktadır.
Güneydoğu Bölgesinde görev yapan İzmir’li bir öğretmen mi? daha güvenli bir hayat yaşıyor, yoksa o bölgede doğup büyümüş bir kişi mi?
İzmir de Güneydoğu bölgesinden gelip yerleşmiş bir memur mu? Daha güvenli bir hayat yaşıyor, Yoksa o bölge de doğup büyümüş bir kişi mi?
Bu Ülke de Boşnaklara kendi dilinde eğitim hakkı verildi de,
Kürtlere verilmedi mi?
Kürt halkı bu yüzden baskı altında mı yaşıyor ?
Evinizde kendinizin çok demokrat olduğunuzu söyleyebilirsiniz,
Ama çocuğunuz ile özel bir görüşme yapsak,
Ne kadar baskıcı ve kontrol edici olduğunuz hemen ortaya çıkar.
Bunun sebebi faşist olmanızdan değildir,
Koruyucu olmanızdan kaynaklanır.
Devletin de böyle bir yapısı vardır.
Ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumak adına,
Baskıcı gözüken uygulamalara imza atar.
Bu uygulamaları, Demokrasi adına irdelemeye kalkarsak,
11 Eylül sonrası ABD hava alanlarında yaşanan işkenceyi,
Fransa’nın GETTOlara karşı geliştirdiği TERÖRLE Mücadele yasalarını,
Tüm Dünya insanları için Yüzyılın UTANCI olarak tanımlamalıyız.
Birlikte omuz omuza mücadele verdiğimiz, Vatan bellediğimiz topraklarda,
Cumhuriyet sonrası aşiret reislerinin Devlet imkanlarını kendi lehlerine çevirme mücadelelerini okuduk,
Adına geçmişten günümüze KÜRT HAREKETİ dediler.
Feodal yapıyı savunma faaliyetleriydi, hala anlayamadık…
Toprak reformuna karşı çıkan Menderes’in 1950’li yıllar da ki Hızlı yükselişini anlayamadığımız gibi…
Kimin finanse ettiğini, kimin organize ettiğini hala tartıştığımız bölücü terör örgütü ile tanıştırdılar bizi, sene 1984…
Bugün Kuzey Irak’ta meydana gelen yeni oluşum, İran’da ki terör faaliyetleri ve Suriye’nin desteği düşünüldüğünde,
Finansman ve Organizasyonu kimin yaptığı açıkça görülüyor, ama nedense dile getirilemiyor.
Yıllarca bölge halkının KORKULU rüyası haline gelen,
Resmen bölgede katliam ve eylemleri ile bölge halkını söylediğini yapmaya zorunlu kılan,
Bölücü terör örgütü,
Bugün Bölge Halkının haklarını savunan tek güç,
İNANACAKMIYIZ !
Seçim öncesi kepenk kapatma emri verilen yerlerde bu emre uymayanlara ne yaptıklarını görmediniz, duymadınız öyle mi?
Bölge Halkı, Bölücü terör örgütü ve bu örgüte yataklık eden siyasi Parti aracılığı ile BASKI ve şiddete maruz kalmaktadır.
Feodal yapı bu Baskı unsurunun ana temasıdır.
Töre gereği olarak halka kabul ettirilen KÖTÜ uygulamalar,
“KÜLTÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKMAK İSTİYORUZ”
Gibi bir gerekçe ile aklanmaya çalışılmaktadır.
Bölge halkı kandırılmakta,
Baskı ve KORKU ile hareket etmek zorunda bırakılmaktadır.
Devlet bölge halkı için mevcut imkanlarını ne kadar geliştirirse geliştirsin, Halk Demokratik haklarını feodal yapının baskısına esir ettiği sürece hiçbir haktan yararlanamayacağının farkında değildir.
“Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından kötü muamele gören Kürt kökenli vatandaşlar, Mersi- Antalya- İzmir- İstanbul’a göç ediyor” diyordu: Kürtlerin Haklarını savunan vatandaş...
‘Terör belasından kaçıyorlardı, TÖRE baskısından kurtulmaya çalışıyorlardı’ haklarını savunan vatandaş nedense bu durumu görmezden geliyordu.
Yaşanmış olaylar unutulacak, Yeni Dünya düzeninin Patronları, işlerine geldiği gibi yorumlayacak;
12 eylül döneminin Ceza evi koşulları var sırada, o kötü koşullar, Kürtlere en büyük işkence,
Peki kardeş sen ceza evine niye girdin,
Terör eylemlerine katılmak, teröriste yardım ve yataklıktan,
Konuşuluyor mu bunlar
HAYIR
Birde itirafçı modası çıktı.
İLAH=İtirafçı
Söyledikleri ALLAH kelamı…
Sorarım size bu oyun Ülkemi nereye götürüyor?
Bu oyuna çanak tutan kendini Aydın zanneden aymazların bu işten menfaatleri nedir?
Baskı – şiddet – eğitimsizlik- ekonomik şartlar – Bölge koşulları- feodal yapı
Bugünlere getirdi.
Bugünlerin söylemini çok demokrat, hatta sosyalist, insani buluyorum.
“Kürtlerin sesini duyurmak, Kökenlerine- Kültürlerine sahip çıkmak, Kendi dillerinin yok olmasını engellemek, Adam yerine konmak” istiyorlar.
Mükemmel bir söylem;
Bu söylem ile 25 yıldır yaşananları bağdaştırmak imkansız,
Gel gör ki her şeye bir uyar yol buluyor, bizim aydınlar…
Kürtlere verilen sözler yerine getirilmedi, diyorlar…
Eyvallah!
Seçim meydanlarında onca verilip yerine getirilmeyen sözler için, milletçe dağa çıkalım mı?
Önümüze çıkan, kundaktaki yavruları vuralım mı?
O kundaktaki yavruları;
Köy halkı size yardım ve yataklık etmediği için öldürmediniz mi?
O öldürdüğünüz insanlar Kürt değil mi?
Bugün konuşulanları, dile getirmek adına bölgeye korku ve şiddeti getirmediniz mi?
EVET
Bunlar yalan, sizin söyledikleriniz doğru…
Mecliste ki Millet vekilleri hangi aşiretten ?
O kişileri kim belirledi ?
Diyarbakırlı neden Batman Milletvekili ?
Muşlu neden Diyabakır Milletvekili?
Bölge halkı,bölge halkının temsilcileri, aynı çizgide terör örgütü,
Kimden talimat alır ?,
Halkı dinlerler mi?
Yoksa sadece aldıkları talimatları halka iletirler mi?
Bölücü Terör örgütü;
Halkın isteklerini mi? yerine getiriyor,
Yoksa,
Halk Bölücü terör örgütünün EMİRLERİNİ mi?
Ben Devletimden, o teröristlerin etkisiz hale getirilmesini istiyorum,
Bölge halkı terör Örgütünden, MEHMETÇİĞİN öldürülmesini mi? talep ediyor.
Meclisteki siyasi parti, Meclis kürsüsünde;
Halkın dertlerini mi? dile getiriyor,
Yoksa,
Terör örgütünün Emirlerini mi? dillendiriyor.
Sorun feodal yapı,
Ekonomik ve sosyal hakların, doğru ve eşit kullanımı,
Gerisi yalan…
25 yıldır yaşananlar,
Terörün bölgeye kaybettirdikleri görmezden gelinemez.
Terör şiddeti artıkça, Devletin aldığı tedbirleri de eklediğiniz de
Bölgede Tarım ve hayvancılık BİTTİ.
Eğitim kör topal yürüyordu,
Terör yüzünden bir dönem durma noktasına geldi.
1999-2005 döneminde terör bittiydi, bile diyebiliriz.
2005 yılından beri neden bu kadar şiddetlendi.
Terörün yarattığı karşıtlık ve can pazarının,
Ülkemde bir dönem, birbirine düşman kitleleri yaratma görevini yerine getirdiğini unutmayalım.
Terörü hak savaşı ilan edip,
Devletin teröre karşı aldığı tedbirlerin bölge halkı üzerinde ki etkilerini, son 25 yılın değerlendirmesi olarak göstermek, bizleri sıhhatli bir sonuca götürebilir mi?
Kuzey Irak da yaşayan insanlar, Bölgesel yönetimin baskıcı rejimini inkar edebilecek mi?
‘Kuzey Irak bölgesel yönetimi, bir feodal yapı değil!’
Diyebilecek misiniz?
Kürtlerin törelerden kaynaklanan, Kadın haklarının istismarı sorunu,
Boşnaklar da yok mu?
Diyarbakır da adam kayırmacılık yok mu?
Edirne de ?
Terör örgütüne katılan, masum çocuklarımızın – gençlerimizin kaçının ailesi,
Çocuklarını bilerek ve isteyerek terör örgütüne gönderiyor?
HİÇBİRİ !
Ceza evinde akrabası olan,
cezaevi koşullarında psikolojisi bozulanların akrabaları
Devlete karşı silahlı eylem yapmalı mı?
Cezaevi ortamını kötü şartları, Ülke Bölünerek giderilebilir mi?
Sorunun adı Kürt sorunu veya Türk sorunu değildir.
İnsanlık sorunudur.
Ülkemin Üniter yapısına karşı çıkarak, Ulus devleti yaşananların tek suçlusu addederek,
Etnik bir yapı tesis etmeye çalışmak ne kadar mantıklı ?
İnsana değer veren, insan onuruna saygı duyan, Hizmet eden bir Devlet yapısına ihtiyacımız var.
Sorunun adını ne koyarsanız koyun, sorun hepimizin ortak sorunudur.
Memur sendikaları, hükümet ile pazarlığa oturdu;
Sendika üyelerinin sendikaya ödedikleri aidatlara % 200 zam, memura % 3 zam olarak anlaşma sağlandı.
Bugün Kürt sorunu isimlendirmesi adı altında benzer bir pazarlık yapılarak, belli kişi veya gurupların kazandığı, insanlığın kaybettiği farklı sonuçlar dışında
İnsanlık sorunu, İnsan onuruna saygı ve Devletin Hizmet etme görevi unutulacaktır.
Soruna isim vermek,
12 Eylül döneminin işkenceleri ile acıtasyon yapmak,
Kandırılarak örgüte katılan masum yavrularımızın;
Birey olma mücadelesini, ait olma ihtiyacını, Örgüte katılmanın dışlanmışlığı ile örtüşen Kürt Halklarının Mücadelesi şeklinde açıklamak,
Kandırılmışların, kandırılmaya devam etmesinden başka bir şey değildir.
”Türkiye üniter devlettir”
Yasama, yürütme ve yargı erkleri,
“Yurtta barış, Dünyada Barış” ideolojisini benimsemiştir.
Üniter devlet yapısı, Türkiye Cumhuriyetini kuran insanların ortak bir HEDEF üzerinde uzlaşmasını gerekli kılmıştır.
“ÇAĞDAŞ MEDENİYET SEVİYESİNİN ÜZERİNE ÇIKMAK”
Hemen bu cümle, ilgili ilizyonistler tarafından baltalanacaktır.
Peşin olarak söyleyeyim;
Bu cümleyi,
Batılılaşmak, Dinsizleştirmek, Modernleşmek olarak algılamak
Tembelliktir.
Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Milleti çalışkandır.
Bu cümlede gözle görülebilen elle tutulabilen bir ÇITA vardır.
Bu çıta buraya BATILI devletler tarafından konmuş olabilir,
Türkiye Cumhuriyetinin Hedefi, kurulduğu günden itibaren bu çıtanın yerini kendi kültür zenginliği ve çalışkanlığı ile
Öncü Millet olarak belirleyebilmektir.
Bu cümleyi taklit olarak algılamak,
Tembelliktir, bu Millete hakarettir.
Ortak bir ideoloji, ortak bir hedef;
Ülkem için Birleştirici en önemli unsurdur.
Çünkü ülkem; birçok etnik ve dini kökenli insanların omuz omuza mücadelesi sonucu kurulmuştur.
İşte bu yüzden bugün seçim sistemimiz ve % 10 barajı, Ülkemin Üniter yapısının önündeki en büyük engeldir.
Tüm Partiler, bütün ülkeden oy almaya çalışmakta,
Tek Parti iktidarı kurarak, Devlet erkini Merkezileştirmektedirler.
Cumhuriyet kurulduğu günden beri,
Tek Parti İktidarı veya hevesi ülkemi kaos ortamına sürüklemiş,
Siyasi Partiler demokratik seçim sisteminde feodal yapıya bürünerek;
BİAT sistemi geliştirmiştir.
Parti Hedefi; Türkiye’nin partisi olacağım, Devlet erkini elimde tutacağım, egemenliği Merkezileştireceğim, olmuştur.
Sizin anlayacağınız, kimsenin kimseyi temsil etmeye niyeti olmayan, siyasi yapılar.
Üstelik, Türkiye patisi olacağım diye;
Birçok etnik ve Dini Gurupları, İdeolojileri bünyelerinde barındıran SÖZDE Merkez partileri,
Kendi içlerinde bile Muhalif seslere tahammül edememişlerdir.
Bugün Ülkemde masaya yatırılacaksa;
KÜRT SORUNU, sorunlar içerisinde detay bile olamaz !
En büyük sorunumuz;
Yurtta barış, dünyada Barış ideolojisine bağımlı,
Çağdaş Medeniyet seviyesini üzerine çıkmak hedefine yönelmiş Üniter yapının kurulmamasıdır.
Madem Ülkemde yaşayan Ermeniler var, Ermeni Partisi ve ermeni Milletvekili Mecliste yoksa Üniter yapı yoktur.
Bu Ülke Yahudi vatandaşlarımız var mı? Var.
Bu vatandaşların bir partisi, bir Milletvekili var mı? YOK.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde,
Oluşacak çok sesli bir tablo,
Egemenliğin merkezileşmesini engelleyecektir.
Üniter yapıyı sağlayacak, farklı fikir ve kökenden insanların ortak paydada birleşmelerine zemin oluşturacaktır.
Bu yapıyı tesis ettikten sonra, Meclisten çıkacak her karar;
Ülkemdeki her vatandaşın yaşam biçimini teminat altına alacaktır.
AB normlarının foyası ortaya çıkacaktır.
GLOBALLEŞEN Dünya,
Ülkeme Demokrasi dersi almaya gelecektir.
“Yurtta barış, dünya da barış” üniter Devletimizin teminatıdır.
Çok seslilik, Ülkemin kozmopolit yapısının gereğidir.
Kimlik siyaseti, Etnik – Dini tabana hitab eden siyaset, ideolojik siyaset,
Üniter yapıya tehdit değildir.
“Çağdaş Medeniyet seviyesinin Üzerine Çıkmak” hedefi,
Tüm vatandaşların, tek ortak paydasıdır.
Bölücü Terör örgütü ve yandaşı siyasi Parti;
Gelecekte kurulması düşünülen bir yapının Devlet erkini elinde bulundurmanın savaşını vermektedir.
Ülkemde ki mevcut partiler İktidarı ele geçirerek, Devlet erkini ellerinde bulundurmanın mücadelesini vermektedirler.
Bu yüzden sürekli siyasi yaklaşımlar geliştirerek, bir çok fikri bir çatı altında toplamaya çalışmaktadırlar;
Egemenliğin ( Yasama- Yürütme – Yargı erki ) merkezileştiği hiçbir yapı DEMOKRATİK değildir, Ülkem Üniter yapısına en büyük tehdittir.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Allah sonumuzu hayır etsin…
15/5/2009
Sevgili Kürt kökenli kardeşlerim,
Ben Türkçe eğitim hakkını sonuna kadar kullanarak tecrübe ettim;
Kendi, dilinde eğitim bir işe yaramıyor,
Cemaate üye olmanız gerekli, Kürt kökenli vatandaşlar Hükümetten ‘Cemaat hakkı’ istesin,
Ben, BİAT etmediğim için, cemaatlerine beni almıyorlar,
Cemaat dışındakilerin, iş yapmasını engelleyen Bürokratik adetler çıkarıyorlar,
Eğitim hakkından, Cemaat hakkı alarak vazgeçilebilir.
Belli bir cemaate sağlanan tavizleri kendiniz için isteye bilirsiniz.
Hazır pazarlık masasındayken, Allah rızası için BİAT etmeyenlerin haklarını da gündeme getirin…
“İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, Bürokratik oligarşi, Cemaatçilik”
BİAT etmeyenlerin sorunları ile ilgilenen tüm KÜRT kardeşlerimi saygı ile selamlıyorum.
25 yıldır verdiğiniz kanun dışı teröristçe mücadelenizi,
Hainlik olarak gören ben, hata yaptığımı anladım,
Kurallara uyan, Devlet büyüklerine saygılı, Vatanın bölünmez bütünlüğü için Mücadele eden ben
PİS-SEFİL biriyim…
Bu ülke de nasıl hak arandığını sizlerden öğrendim,
Yaptıklarınızın gelecek kuşaklara örnek olacağını bilerek hareket eden bir HÜKÜMETİMİZİN olmamasından UTANIYORUM.
Sizlerin karşısında saygıyla eğiliyor,
Allah rızası için;
Etnik ve Dini Kimliği bulunmayan, Nüfus Müdürlüğünden alınan vatandaşlık Kimliğinden başka kendini tanımlayacak bir kimliğe ihtiyaç göstermeyenlerin hakları için YARDIM TALEP ediyorum.
BİAT etmeyenlerin haklarını ancak sizler savunabilirsiniz,
Benim sizler gibi desteklediğim;
anlı şanlı, bebek katili terör örgütüm yok!
Haince yaptığınız saldırı ve bombalama eylemlerinin,
Sizleri bugünlere taşıyacağını aklımın ucundan bile geçiremezdim.
Ne kadar salakmışım,
Vatanın Bölünmez Bütünlüğü adına mücadele verdim…
Vatanı bölmek kelimesi içimi sızlatıyor.
Ne var ki gün sizin gününüz,
Ülkemi bölmeye Demokratik açılım deniyor.
Allah sonumuzu hayır etsin…
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı